Reklam
tvTürk

YAPAY ZEKANIN FİŞİNİ ÇEKMEK!

Zeliha Bedir

Zeliha Bedir

Ankara Üniversitesi Dil ve Tarih Coğrafya Fakültesi mezunu Zeliha Bedir, sırası ile CTV haber muhabiri, Işık TV Başbakanlık ve Cumhurbaşkanlığı muhabirliği, Star TV 'de Reha Muhtar ile Hayatın İçinden programı, ART Avrasya Radyo Televizyonu 'nda istihbarat şefi ve editörlük, Haber Merkezi adlı programın yapım ve sunuculuğu, Ata TV 'de editörlük, sunuculuk ile birlikte Yurt Haberler sorumlusu, Yurt Panorama ve Memleket Hali programlarının yapımcılığı ve sunuculuğunu gerçekleştirdi. Elmanın Yarısı, Zelişle Biz Bize gibi gündüz yayın kuşağı için yapımları bulunan Bedir, tvTürk ekibi ile yayın hayatına devam etmektedir.

Tarih: Aralık 2019…

Çin’in Wuhan kentinden yola çıkmıştı Corona. Kısa sürede 2020’nin aylarını teker teker yutuyor, adeta hafızaları silerek, koca bir yılı, insanların hafızasından yok ediyordu…

İnsanlık, güzel dilekler ile girdiği yeni bir yılı aslında, hiç yaşanmamış sayacaktı…

2020 yılı, kimine göre kayıp kimine göre kazanç yılı…

Bunu, ister Pandemiyi fırsata çevirenler gibi maddi açıdan alın ister insanın kendi özüne dönüş yolculuğu sayanlar gibi manevi açıdan…

Teknolojinin sınırsızlığında pandeminin sınırlayıcılığında bir garip sıkışmışlık içinde kaldık. Sanal alemin özürlüğünde ve kalabalıklığında hava atarken, evimizde bir başımıza yalnızlık içindeydik düpedüz. Öyle bir yalnızlık ki bu, çoluk-çocuk-anne-baba-kardeş… kalabalığı tahammülsüzlüktü açıkçası.

Bir alışma evresinden geçtik. 21 gün psikolojik sınırı beni çok zorladı mesela. Sanki geleceği biliyorduk da bugün içinde bulunduğumuz pandemi bizi bilinmeye sokmuştu.

Neydi korkutan ve güvensizliğe sokan bizi? Ölüm korkusu. Entübe yaşam, kalabalıksız bir defin. Sessizce yok oluş. Veda yok, son bakış yok. Ayrılık korkusu…

Ölümün özü zaten bu değil miydi?

Kendimizden, yüzleşmekten kaçtık önce. Sanal alemin gerçekliğinde öfkelendik bu sefer. Yaşananları algılamayan ya da psikolojinin “bastırma” savunma mekanizmasına başvuran insanlar ile dolup taştı mecra.

Ekmek yapanlar, yemek yapanlar, kilo alanlar… Sonra instagram yayınları patladı. Sanatçıların sesleri, evlerinden verdikleri konserler, pandeminin karanlığını aydınlatan ve insanlığa moral veren aktiviteler oldu.

Sonra her şey, iş yaşamları dahil sanal alemden yürütülür oldu. Yeni iletişim kanalları ile çoklu görüşmeler yaparak hasret giderir olduk sevdiklerimiz ile.

Eğitim, uzaktan yapıldı. Bayramlar uzaktan kutlanıldı.

Bütün yayınların merkezine Corona oturdu. İzlediğimiz yayınlar istatistikler oldu. Meğer harcadığımız ama kıymetini bilemediğimiz ne çok zamanlarımız varmış.

Sarılmayı, tokalaşmayı, şefkat ile dokunmayı özledik. Terminolojimize yeni kelimeler girdi: Sosyal mesafe, Dezenfektan, Maske, Mutasyon, Yeni normal.

İnsanların zaruri olarak evlerine kapandığı zamanlarda tabiatın kendi doğal döngüsüne doğru yaklaştığını görünce sevindik.

Kontrollü sosyal yaşama geçince, denizden topladığımız maskeleri, eldivenleri görünce normal anlayışımızı sorgulayıp insanlık adına üzüldük.

***

Covid-19, bir takım adil olmayan planların devreye sokulduğu ve dünyanın ekonomik dengesini değiştirmek için hayata geçirilen bir komplo teorisinin uygulaması mı; yoksa yaban hayatın asla yan yana gelmemesi gereken iki türünün bir araya gelmesi ile ortaya çıkan bir virüs mü?

Bu soruların cevabı gelecekte ne yazık ki…

***

Aşı ha bulundu ha bulunacak diye beklerken birden fazla aşı müjdesi ile az da olsa rahatladık.

Fakat bu kez de aşının güvenilirliği sorgulanmaya başlandı. (Çünkü bizler, bugüne kadar hangi aşıyı vurulduğumuzu, aşının hangi yöntemle üretildiğini bilmeden aşı olmayız!)

Konu elbette ki bu değildi. Aşı ile her birimize yerleştirilecek çip konusu tartışılmaya başlandı. Aşı karşıtlığı da moda oldu. “Aşı olursan bizden değilsin!” Hoş, bu konu, “aşı olmayan toplumsal yaşamdan dışlanacak” şeklinde olsa da. Konuya nereden baktığınız önemlidir. Matematik yalan söylemez. Sayısal çoğunluğa bakmak gerek…

Üst aklın planlarını anlamış, bilen insanlık, aşılanarak, yapay zeka tarafından yönetilmek istemiyor ama hayatının her noktasında yapay zekanın getirdiği kolaylığı yaşamak da hoşuna gidiyor.

(Yoksa sizin hala asgari ücret ile geçinirken, kredi çekip son model cep telefonları alan tanıdıklarınız yok mu?)

***

Burada özellikle Türk insanının kendisine sorması ve cevaplaması gereken bazı sorular var.

İnsanlığı kim korkutuyor? Neden?

Bu sorunun cevapları biliniyor ise, bilen korkar mı, çözüm mü üretir?

Çözüm nedir, nasıl uygulanır?

Aşı olmazsak oyunu bozar mıyız?

Birey olarak toplumsal sorumluluklarımız nelerdir?

Aşı olmak toplumsal görevler içinde yer alır mı?

Sağlık çalışanları bizim keyfi davranışlarımızın sonuçlarına katlanmak zorundalar mı?

İnsanın kendisi için ürettiği, kullandığı yapay zeka her gün öğreniyor, bilgi depoluyor, gelişiyor, daha da akıllanıyor. Yapay zeka  bir gün üreticisinin kontrolünü ele geçirebilir mi?

Yoksa bunlar bilim kurgu filmlerine has sahneler mi?

Yapay zekayı emrinde kullanan üst akıl, kendi fişini yapay zekaya teslim edecek kadar akıllı değil mi?

Yapay zekanın fişi aslında yapay zekanın kendi elinde mi?

***

Dünya dönüyor, yaşam yeni bir döneme evrildi. Korkunun ecele faydası yok.

Hem neden korkuyoruz ki, Biz Türklerde çözüm bol. Baktık çıkış yolu bulamıyoruz; evde çalışmayan tüplü televizyonun tepesine vurduğumuz gibi, yapay zekanın da fişini çekeriz, gider. Sorunu kökten çözeriz.

Keyifle, ders alarak ya da her nasılsa size kalmış duygular ile yaşayacağınız yeni bir yıl diliyorum…

Dostlukla

Zeliha Bedir

BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ