Reklam
tvTürk

TÜRKİYE’DE SİYASET ÇÜRÜK YUMURTA GİBİ KOKUYOR

  • Genel
  • 18 Mart 2019
  • 61 KEZ OKUNDU
Reklam

31 Mart 2019’da iştirak edeceğimiz yerel seçim öncesi düşüncem tam da bu: Türkiye’de siyaset çürük yumurta gibi kokuyor.

Teknoloji çağının geldiği noktayı, yeni çağın yetiştirdiği çocukları düşününce günümüzün siyasetçileri vatandaşına çok yabancı. Sloganlara bakın görürsünüz bunu. Sanki takipçilerini arttırmak için her yola başvuran youtuber gibiler.

31 Mart 2019 seçimlerine günler kala, rekabet doruklara taşındı. Siyasetçiler, Belediye başkanlarına oy için kendileri sahada. İl il dolaşıp, meydanlara sesleniyorlar. İddialar, sorular, yalanlamalar, cevaplar. Seçimlerde oy vermeyi düşünmeyen ve hiç de azımsanamayacak orandaki kararsızların kafası iyice karışık. Aile geleneği gibi görülen particilik bile su kaynatmaya başladı. Oylar, ya tepki gösterip alakasız bir partiye gidecek ya da hiçbirine gitmeyecek. Seçim gününde uzun bir kahvaltı ve yatak tembelliği yapmak isteyenlerin sayısı hiç de az değil.

Bu durumun sorumluları belli: O youtuber görünümlü siyasetçiler.

Birkaç sorumuz var cevap bekleyen: Türkiye bunlara müstehak mı?

HDP Eş Genel Başkanı Sezai Temelli’nin gerek düzenlenen mitinglerde gerekse katıldığı programlarda açık açık Ankara ve İstanbul Belediye Başkan adayları için HDP seçmeninden oy desteği istemesi ne anlama geliyor? Gerçekten de CHP Genel Başkanı ile HDP arasında gizli planlar yapıldı mı?

CHP Milletvekili iken partisinden ayrılarak DSP’nin Ankara Büyükşehir Belediye Başkan adayı olan Haydar Yılmaz, bu haberi önceden veren gazeteci Ali Ekber Ertük’ü arayıp, “yalan haber” baskısı yaptı mı? Eğer bu haber yalan ise, Haydar Yılmaz şimdi hangi partide ve Ankara Büyükşehir Belediyesi için aday mı, değil mi?

Ya CHP ve DSP’nin slogan konusu: “Yavaş yavaş Mansur Yavaş” sloganı ile meydanlarda boy gösteren Yavaş’a Haydar Yılmaz’ın, “Yavaş Yavaş değil, Haydar Haydar” çıkışı! İnanılmaz zeka ürünü! Bu slogan bir de “sizin değeriniz  diye verilmiyor mu? İnsanın değerlerini yeniden sorgulayası geliyor. Yalanlar üzerine kurulu bir değer olabilir mi, bir de Başkenti idare etmeyi düşünen?

Yılmaz’ın, “Bir ipte iki cambaz Ankaralı buna kanmaz” sözü doğru bir tespit niteliğinde. Ankaralı “cambaz”ı görecektir.

AKP ve MHP’nin Ankara Büyükşehir adayı Mehmet Özhaseki, Kayseri’deki başarısına güveniyor. Belediye işi tecrübe işi diyor ama anketleri yabana atmıyor. Oysa Cumhurbaşkanı Recep Tayyip Erdoğan anketlere güvenmediğini söylüyor. Genelde anketler ile sonuçlar arasında ciddi uçurumlar oluyor. İnsanlar gerçek düşüncelerini açıklamak istemiyor olabilir mi?  Anketlere ne kadar güvenilebilir?

Beypazarı’nda yaptıkları ile gönülleri kazanan Mansur Yavaş’ın köklerinin MHP’ye dayandığını biliyoruz. İçinde CHP, İyi Parti, Saadet Partisi ve HDP’nin yer aldığı Millet İttifakı’nın adayı olması kendi içinde çelişen bir durum. Mansur Bey’in ilk Belediye Başkanlığı adaylık tanıtımlarında herhangi bir parti logosu kullanmaması dikkatlerden kaçmadı. Bu davranış acaba AKP ve MHP adına adaylık teklifi beklediği için olabilir mi?

 Bu ve benzeri davranışlara örnekler çok. Fakat seviye öyle düşüyor ki burada durmak zorundayım.

Acaba vatandaş kimleri seçecek, şehirlerimizin, ilçelerimizin yeni belediye başkanları kim olacak? Aslında vatandaş çok da önemsemiyor seçimi. Beş partiye yapılan 670 milyon liralık seçim yardımı çok gereksiz. Neden mi? Dün de olduğu gibi bugün de vatandaşın birinci gündemi “karnını doyurmak, borç batağından kurtulmak”. Yoksa A’da kazansa B’de kazansa kazanan eninde sonunda kendi çıkarına yöneliyor.  Seçim için siyasi partilere yapılan maliye yardımı Türkiye’nin içinde bulunduğu bu sıkıntılı günlerde başka amaçlar için kullanılabilirdi.

Siyaset bir meslek şimdi. Siyasiler, nasıl kazanırım, rant elde ederim planı yapıyor. 31 Mart arefesinde aman çocuklarınıza büyüyünce ne olacaksınız sorusunu yöneltmeyin, es kaza “siyaset” derler de maazallah…

2007 yerel seçimlerinde Adana’da Abdurrahman Boztaş adında bağımsız bir aday, ofisinde dönen sandalyesine oturmuş, fonda Cem Karaca müziği, ellerini başının üzerinde tutuşturmuş, “biz fırıldak değiliz” diyerek sandalyesinde dönerek seçim kampanyası yapıyordu. Çok gülmüştük o zamanlar biz bu tanıtıma. Şimdi görüyorum ki, çok büyük hata etmişiz. Var mı şöyle “biz fırıldak değiliz” diye çıkabilecek meydanlara…

Reklam
BU KONUYU SOSYAL MEDYA HESAPLARINDA PAYLAŞ
ZİYARETÇİ YORUMLARI

Henüz yorum yapılmamış. İlk yorumu aşağıdaki form aracılığıyla siz yapabilirsiniz.

BİR YORUM YAZ